Bakan Kurum: İklim Değişikliği 2030’a Kadar Eğitim Müfredatına Girmeli

İSTANBUL / TEKHA

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğinde yürütülen COP31 çalışmaları kapsamında düzenlenen “NextGenCOP30.5: İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı”nın açılışında konuştu. Bakanlık, Cemre Vakfı ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) iş birliğiyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda hayata geçirilen programa Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, Cemre Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve İTÜ Rektörü Hasan Mandal ile 12 ülkeden 200 delege genç katıldı.

Tanıtım filmlerinin gösterimi ve aile fotoğrafı çekimiyle başlayan organizasyonda genç delegeler, geleceğin iklim liderleri sıfatıyla müzakereler yürüterek Antalya Anlaşması taslağını hazırlayacak. Beş günlük program kapsamında tanışma ve açılış oturumlarının ardından “Azaltım ve İklim Finansmanı” ile “Uyum ve Kriz Yönetimi” çalıştayları düzenlenecek. Sıfır atık prensibiyle yürütülen etkinlikler çerçevesinde tek kullanımlık plastikler yasaklanırken dijital dokümantasyon tercih edilecek. Delegeler 28 Ağustos’ta geleneksel kıyafetleriyle “Kültür & Folklor Galası” gerçekleştirecek, 31 Ağustos’taki kapanış töreninin ardından ise küresel sıcaklık artış sınırına dikkat çekmek amacıyla “1.5°C Hedefini Yakın Tut” temalı meşaleli ada yürüyüşü yapılacak.

Gençlerin Müzakere Masasındaki Rolü

Açılış konuşmasında Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın tarihi anlamına işaret eden Bakan Murat Kurum, “Bugün bu ada Demokrasi ve Özgürlükler Adası adını taşıyor.. Bu isim yaşanan acıları unutmadan milli iradeyi, demokrasiyi ve özgürlükleri gelecek nesillere, gençlerimize aktarma iradesinin somut bir yansımasıdır. Bir zamanlar demokrasimizin ağır bir sınav verdiği bu mekanda bugün gençlerimizin diyaloğu, müzakereyi, uzlaşıyı ve ortak çözüm üretme iradesini öğreniyor olması gerçekten son derece anlamlıdır. Bugün burada 200 genç delege, 6 farklı müzakere bloğu altında geleceğimiz için gerçekten ortak çözüm üretmek adına bir araya geldiler ve önümüzdeki günlerde farklı ülkelerin ve müzakere gruplarının önceliklerini temsil edeceksiniz” dedi.

Eğitim Müfredatı Ve İklim Vizyonu

Paris Anlaşması’nın uygulama evresine geçildiğini vurgulayan Kurum, “Paris Anlaşması’nın ikinci 10 yılında temel sınavımızın artık uygulama olduğuna inanıyoruz. Akdeniz’den Pasifik’e uzanan farklı coğrafyaları ortak bir iklim iradesinde buluşturan özgün bir iş birliği modelini de COP31’de ortaya koyuyoruz. Ben gençleri yalnızca gelecekte iklim değişikliğinin sonuçlarıyla karşılaşacak bir kesim olarak görmüyorum. Asla da görmeyeceğim. Ben gençleri bugünün çözüm ortakları olarak görüyorum ve öyle de görmeye devam edeceğim. Bu nedenle gençlerin katılımı ve eğitimi başlığını COP31’de gündemimizin en önemli öncelikli alanlarından biri olarak belirledik. 2030 yılına kadar iklim değişikliğinin eğitim müfredatına entegre edilmesini istiyoruz, eylem gündeminden başlıklardan bir tanesi” ifadelerini kullandı.

Sera Gazı Azaltımı Ve Sıfır Atık Hedefleri

Ulusal katkı hedeflerine ve sürdürülebilirlik adımlarına değinen Bakan Kurum, “Yine bugüne kadar toplum genelinde güçlü bir iklim farkındalığının oluşturulmasını da hedefliyoruz. Biz COP31’e yalnız değil, dünyanın ne yapması gerektiğini anlatmak için hazırlanmıyoruz. Kendi bu anlamda ev ödevini yapan, hedeflerini mevzuatla ve sahadaki uygulamayla destekleyen bir Türkiye olarak hazırlanıyoruz; bununla da gurur duyuyoruz. İkinci ulusal katkı beyanımızla, 2053 yılına kadar sera gazı emisyonlarından referans senaryoya göre 466 milyon ton azaltım gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. COP31 eylem gündeminde de ölçülebilir hedefler ortaya koyuyoruz. Elektrifikasyondan sıfır atığa, atıklarının azaltılmasından eğitim müfredatının güncellenmesine kadar on başlık altında eylem gündemini ortaya koyduk. Bunlardan en önemlisi 2035 yılına kadar, küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35’e çıkartılması. Bu çok önemli bir hedef. Hemen hemen bütün sektörleri ilgilendiren bir konu. Yine binalardaki enerji yoğunluğunun yüzde 25 azaltılması. Bir önemli konu döngüsel malzeme kullanım oranının yine en az yüzde 15’e yükseltilmesini hedefleyen bir uygulama çerçevesi teklif ediyoruz. 2025 yılı itibariyle 90 milyon ton geri kazanılabilir atığı ekonomiye kazandırdık ve yüzde 37 oranlarındayız. 13’ten 37’ye geldik. 2035’te hedefimiz yüzde 60’a gelmek; kullandığımız her materyalin yüzde 60’ını dönüştürmek istiyoruz. Şimdi bu dönüşümü depozitosu olan ambalajlara dair sistemimizle günlük hayatımızın içinde gerçekten hepimizin de sevdiği, kabullendiği bir projeyle daha da büyütüyoruz” şeklinde konuştu.

Antalya Anlaşması Taslağı Gençlerden Çıkacak

Depozito yönetim sistemi ve zirve sürecinin önemini aktaran Kurum, sözlerini şöyle tamamladı: “1 Temmuz’da ‘entegrasyon dönemini başlattığımız DOA uygulamasıyla ağustos ayı sonuna kadar 130 milyon içecek ambalajını geri dönüşüme kazandırdık. Ülke genelinde en az 50 bin iade noktasına ve yaklaşık 150 yine sayma doğrulama merkezine ulaşmayı hedefliyoruz ve ne olacak peki? Bunu yapacağız, ne olacak? Sistemin ekonomimize yıllık yaklaşık 30 milyar liralık katkı sağlamasını öngörüyoruz. Hedefi sisteme, sistemi alışkanlığa, alışkanlığı da kalıcı bir dönüşüme çevireceğiz ve dünyamıza katkı sunacak en büyük adımları da inançla, azimle, kararlılıkla atacağız. Burada adeta COP 31’in fragmanını görüyoruz. Bu aslında bizim COP 31 için ortaya koyduğumuz yaklaşımı çok güzel özetliyor. Masada konuşacağız, aynı masada ama kalıp durmayacağız. Hafta boyunca 6 müzakere bloğunun hazırladığı önerileri genel kurulda, ele alacağız ve nihai anlaşmayı da hep birlikte onaylayacaksınız. COP 31’de 196 ülkenin geleceği, 100 bini aşkın ziyaretçinin katılacağı, yıllardır yapılan müzakerelerle alınacak kararlara ilişkin siz orada, Antalya’daki Antalya Antlaşması’na ilişkin metnin taslağını geleceği karar vericileri olarak sizler oluşturacaksınız. Unutmayın, gelecek gençlere bırakılan bir miras asla olamaz, çünkü gelecek gençlerle birlikte inşa edilen en kıymetli eserimiz olacak.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu